Kurumsal

Tarihçe

Tarihçe

BASIN TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ

Dünya, Türk ve Konya Basın Tarihine zaman tüneli içinde kısa bir bakış yaptığımızda matbuanın bulunuşuyla birlikte basın hayatının da geliştiğini görmek mümkündür.

Türk basın tarihine baktığımız zaman üç bölümde değerlendirmek mümkün. İlk bölüm Milli Mücadele’den önceki bölümdür. İkinci bölüm Milli Mücadele dönemi ve üçüncü bölüm de Milli Mücadele’den sonra Cumhuriyet’in ilanından bugüne kadar olan dönem.

Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleyi başlatmasına birçok yazar da dahil İstanbul basınının pek çoğu karşı çıkmış, bu mücadeleden başarılı bir şekilde çıkılamayacağı inancıyla hareket etmişlerdir. Fakat Konya Basını onlar gibi düşünmemiş, Milli Mücadele hareketini başından sonuna kadar desteklemiş, bu konuda bir birinden güzel yazılar kaleme almışlardır.

 

MİLLİ MÜCADELEDE KONYA BASINI

İngilizler’in İstanbul’u 16 Mart 1919 tarihinde İşgal etmesinden sonra İtalyanlar Konya’ya gelmiş, Konya ve Akşehir Tren İstasyonunu gözetim altına almış, Konya’da kendilerine yardımcı olabilecek kişileri bularak onlara para vermek suretiyle de bazı olayların çıkmasını sağlamışlardır. Ancak Konya basını dimdik bir şekilde İtalyanlara hiç bir zaman herhangi bir taviz vermemiştir.

O tarihlerde Konya’da yayınlanan Babalık ve Öğüt Gazetelerinin yayınları İstanbul’da bulunan İngiliz İşgal Kuvvetlerini tedirgin etmiş, Konya’daki İtalyanlara “baskı” yaparak bu gazetelerin kapatılması istenilmiştir. Öğüt Gazetesi’ne yapılacak ani baskını öğrenen Öğüt çalışanları, gazeteyi bir gecede Söylemez Tekkesi’ne taşımışlar ve orada gazetenin baskısını gerçekleştirmişlerdir.

Hatta iki gazeteci arasında da şöyle bir konuşma geçmiştir;

-İtalyanlar gazeteyi Söylemez Baba Türbesi’ne taşıdığımızı haber alırlarsa ne yaparız?

-Söylemez Baba kimseye bir şey söylemez ki, Söylemez Baba’nın ağzı sıkıdır kimseye bir şey söylemez, biz gazetemizi basalım görevimizi yapalım”.

Öğüt Gazetesi’nin bir haberi ile Konya’da bir miting düzenlenmiştir. Hükümet Meydanında düzenlenen mitingde Mektebi Hukuk Müderrislerinden çok değerli bir ilim adamı ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Konya Milletvekilliği yapan Sivaslı Ali Kemali Hocaefendi bir konuşma yapmıştır. Sivaslı Ali Kemal Efendi Arapça, Farsça, Rumca, Fransızca bilen bir hocaefendiydi. Sivas’ın Gemerek ilçesinde dünyaya gelen ve Konya’da Sivaslı Ali Kemali Hoca Efendi diye anılan bu Müderris mitingde özetle şunları söylemiştir:

“Ey ahali, ey Konyalılar! Gazete demek bir milletin dili demektir. General Milen dilimizi kesti. (Kahrolsun sesleri) Ne idüğü belirsiz birkaç Frenk dilimize kilit vurdu. Millî davalarımızı müdafaa etmek, dinimizi, imanımızı, Türklüğümüzü muhafaza etmek, bizim, sizlerin, hepimizin vazifesidir. Bizi susturamazlar. Dönersek kahpeyiz, millet yolunda bir azimetten. Bu millet ölmedi, ölmeyecektir.. Bugün Öğüt’ü kapatmışlarsa yarın bir başka Öğüt çıkacak, bizi hak ve hakikat yolunda asla ve asla susturamayacaklardır.”

 

DÜNYA BASIN TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ

İlk Matbaa: İlk matbaa XV. Yüzyılda icat edilmiştir. Daha önce matbaanın Uygurlar tarafından kullanıldığı veya Çinliler tarafından icat edildiği söylenmekte ise de müspet kayıtlar yoktur.

Bugünkü matbaa tekniğinin en iptidaî şekli 1430 yılında Avrupa’da görülür. (Harlemli Koster) isminde bir oymacı, ağaçtan harfler oydurmuş, bunu da mürekkepli keçeye batırarak bir basma âleti kurmuştu. Bu tarihten on yıl sonra (Jan Götenberg) antimoinlı kurşundan harfler dökmeğe başlamıştı.

Matbaanın icadı, Avrupa’da yeni bir devir açmış, kitaplar çoğaltılmış, kültür artmış ve gelişmiştir. Bu zamanlarda Rönesans başlamış, Avrupa feodaliteden sıyrılmıştır. Hemen her tarafta kâğıt fabrikaları açılıyor, 1464’te İtalya’da, 1473’te Macaristan’da, 1477’de İngiltere’de tesis edilen matbaalar yavaş yavaş diğer milletler tarafından kurulmağa başlanıyordu.

Matbaanın icadıyla gazetecilik alanında da bir hareket başlamış, önce Almanya’da, sonra Fransa’da, İngiltere’de, İtalya’da gazeteler çıkmağa başlamıştır. Bugünkü şekil ve manasına uygun ilk gazete (La Gazette) adiyle (Teofrast Rönodo) tarafından Paris’te çıkarılmış, sonra diğer memleketler tarafından takip edilmiştir.

 

TÜRKİYE’DE MATBAACILIK

Türkiye’ye matbaa, Avrupa’dan üç asır sonra girebilmiştir. XVIII. Yüzyılda; 28 Çelebi Mehmet, Paris’e giderken oğlu Sait Mehmet Efendi’yi de götürmüştü. Çok uyanık bir zat olan Sait Mehmet Efendi, dönüşünde, Fransa’da görüp hayran kaldığı matbaayı, Türkiye’de de kurmak fikrini zihnine yerleştirdi. Dergâh-ı âli müteferrikalarından İbrahim Ağa’yı kendine yardımcı seçmiş, birlikte bir lâyiha hazırlayarak sadrazama vermişlerdi. Bu lâyiha matbaa tarihimizde (Vesilet-üt Tıbaa) adını taşır. Burada matbaanın faydası uzun uzun izah ediliyordu. Müteferrika tekrar verdiği bir istida üzerine Şeyhülislâm Abdullah Efendi’den bir fetva aldı. Padişahtan bir de ferman çıktı. Bu fermanda matbaada tefsir, hadis, fıkıh ve kelâm kitapları basılmamasını emrediyordu.

Bundan sonra Sait Mehmet Efendi ile İbrahim Müteferrika aralarında bir (Şirketi müdarebe) kurdular. Ve 1727 yılında Müteferrika’nın Sultan Selim semtindeki konağında ilk matbaayı açtılar. Matbaanın açılması üzerine ekmeklerinin ellerinden gideceğini gören tarihi ilmiye ricali ile müstensihler büyük bir gürültü kopardılar. İlk defa tecrübe için bir iki harita basılmış ise de iki üç yıl çalışılmamıştı. Bu sıralarda Sait Mehmet Efendi matbaa ile uğraşamayacağını bildirmiş, İbrahim Müteferrika tek başına kalmıştı. İlk basılan eser (Vankulu lügati) oldu. Arapçadan Türkçeye bir lügat olan bu eser, iki cilt (666+756 sayfa)’ti. Bin tane basılmıştı. Bundan sonra basılan eser, Kâtip Çelebi’nin (Tuhfet-üI kibar fi esfar-ül bihar) adlı eseridir. Artık bundan sonra büyük eserler sırasıyla basılıyordu.

 

GAZETECİLİK MATBAADAN 100 YIL SONRA BAŞLADI

Türkiye’de matbaa açılmış olmasına rağmen ilk gazete yüz yıl sonra çıkabilmişti.

Türkiye’de ilk ve resmi gazete 19 Ekim 1831’de çıkan (Takvimi vekayi)’dir. İkincisi yarı resmi olarak 1840’da çıkan (Ceride-i Havadis) olmuştur.

1839 Gülhane hattında ve 1856 (10 Cemaziyelahir 1272) ıslahat fermanında neşriyata, matbaalara ve matbuata dair hiçbir işaret yoktur. Ancak 1857 yılında matbaa açacaklara ve kitap yayınlayacaklara dair bir nizamname yapılmış, bunda matbaa açacakların talebi Meclisi Maarif ile Zaptiye nezaretince tahkik ve tetkik olunacağı, sonra da Sadaretin muvafık cevabı üzerine mezuniyet vesikası verileceği zikrediliyordu. Basılacak kitap, gazete ve risaleler içinde Meclis-i Maarifçe “Mülken ve devleten bir gûna mazarratı” olmadığı kaydı ile sadaret tarafından basılma müsaadesi veriliyordu (S. Rıfat İskit, “Türkiye’de Neşriyat Hareketleri, İst. 1939, s. 48-133).

1876 Kanunî Esasisinde 12’inci madde: (Matbuat kanun dairesinde serbesttir. Hiçbir veçhile kablettab teftiş ve muayeneye tabi tutulamaz) diyordu. Fakat yine de sansür vardı. Ancak 16 Temmuz 1909’da yeni bir Matbuat Kanunu ile matbuata az çok bir hürriyet verilmişti. Bu kanuna göre İstanbul’dakiler dahiliye nezaretine, taşradakiler vilâyete birer beyanname vererek gazete çıkarabilirler, matbaa açabilirlerdi.

 

KONYA MATBUAT TARİHİNİN BAŞLANGICI

İlk matbaa, ilk gazeteler: Bir mahalli matbuat tarihi o yerde matbaanın açılması ile başlar. Buna göre (Konya matbuatı)’nı tetkik ederken Konya’ya matbaanın ne zaman getirildiğini bilmek lâzımdır.

Araştırmalarımız ve bulduğumuz matbu vesikalar, Konya’da vilâyet kaleminde, evrak basmak üzere, basit bir (taş basma)’nın mevcut olduğunu göstermektedir. Asıl Matbaa, Sultan Abdülâziz devrinde Konya’da vali olan (Burdurlu Ahmet Teyfik Paşa) zamanında 1284 (1867) yılında tesis edilmiştir. O zaman resmi evrak ve defterleri basmak üzere Londra’dan iki (Litograf) makinesi getirtilerek işe başlanmıştır. 1286 yılında gelir ve gideri vilâyet makamınca tayin ve temin edilmek üzere İstanbul’dan bir küçük (tipograf) makinası daha getirtilmiştir. Bununla birlikte Lâtince, Rumca dahi hurufat ve diğer matbaa aksamı celbolunmuş, eski hükümet konağı dahilinde tam teçhizatlı bir vilâyet matbaası kurulmuştur. Hükümet merkezinin emri gereğince de ilânları veren ve mahalli havadisleri yayan resmî bir vilâyet gazetesi çıkarılması düşünülmüş ve [20 Şaban 1287 - 2 Kasım 1869] tarihinde, yıllığı 60, altı aylığı 35 kr. abonesi olan KONYA resmi-il gazetesi çıkmıştır (Muzaffer Erdoğan, Türk Basın Tarihinde Konya (Makale), Yenikonya s. 24). O zaman Matbuat Maarif Nezaretine bağlı bir müdürlüktü. Ve matbuat müdürü (İstanbul’da) Abdullah Macit Paşa idi (Server R. İskit, Türkiye’de Matbuat İdareleri ve Politikaları, 1943 s. 27-29). KONYA gazetesinin yazı işleri vilâyet özel kaleminden idare edilmekte idi. 1878 yılında vilâyet matbaasında bir müdür, 8 memur çalışıyordu. Matbaa, hurufat ve litografya tezgâhı diye 2 ye ayrılmıştı (Salname-i Vilâyeti Konya, 1295).

1879 yılında Konya Hükümet konağının yanmasıyla mezkur matbaa, aletleriyle kurtarılmış, evvelâ hükümet karşısındaki bedestene, oradan da Türbe-Meram caddesi üzerinde bulunan bir dükkâna ve Darüleytam akaratının (kasaphane) civarına taşınmıştır.

1881 yılında matbaanın hurufat makinesinde 1 müdür, 2 mürettip, 1 müvezzi, 1 merdaneci, litografya destegâhında ise 1 memur, 3 usta çalışıyordu (1298 tarihli Salname-i Konya’dan).

1886 yılında vilâyet Matbaası, Konya Valisi müşür Mehmet Sait Paşa tarafından temeli atılan ve ikmal edilen şimdiki Hükümet konağına getirtilmiştir.

1896 yılında mezkûr matbaa mektupçuluğun nezareti altında işliyor ve 5 mürettip çalışıyordu (1314 tarihli Salname-i Konya’dan).

1899 yılında Vilâyet matbaasının hurufatı yenilenmiş, makineleri tekemmül ettirilmiştir. 1911 yılında san’at okulu emrine verilmiş, bundan bir fayda temin edilemediğinden bir müteahhide devredilmiştir.

 

KONYA BASINI KIDEMLİDİR

Bu arada ikinci meşrutiyetin ilânı ile Konya’da özel bazı matbaalarda açılmağa başlamıştı. Vilâyet matbaası 1920 yılında Konya Meclisi Umumi’since konulan kâfi bir ödenekle ihya edilmiş, nihayet Cumhuriyet devrinin ilk Konya Valisi (Kâzım Mûfid Bey) zamanında matbaa, yeniden bir tekâmül safhasına sokulmuştur. Konya Vilâyet matbaası, Türkiye’de en eski matbaalardan sayılır, gazete neşrinde de birinci derecede kıdemi haiz olduğu kabul edilir. Bu matbaa, 1933’te kapanmıştır.

 

KLİŞECİLİK KONYA’YA 1932’DE GELDİ

Konya’ya klişecilik çok sonra girmiş, ancak 1932 yılının temmuz ayında Ressam ve Foto Hıfzı Bey tarafından Konya’da ilk klişehane açılmıştır.

Konya resmi il matbaasından sonra, kitap, gazete vs. basan tam teşkilâtlı pek çok özel matbaalar da açılmıştır; fakat Konya matbuatı gerek fikir olgunluğunu, gerek teknik üstünlüğünü Cumhuriyetle idrak etmiştir. Bu zaman zarfında yayınlanan gazete ve dergilerin yekûnu kabarır ve yeni harflerin kabulü de bu artışa yardım eder. Değerli gazeteci, muharrir ve teknisyenlerimizi yetiştiren bu devre, Konya Matbuat Tarihinin en bahtiyar ve en verimli devresidir.

 

KONYA’DA GAZETECİLİĞİN BAŞLANGICI

Konya’da basımevi: 1867 tarihinde “Vilayet” tarafından, yani Valilikçe kurulan bir basımevi mevcuttur. Bundan iki yıl sonra 2 Kasım 1869 tarihinde de yine Konya Valiliği tarafından “Konya Gazetesi” ismiyle bir gazete çıkmaya başlamıştır.

Türkiye’de ilk Gazeteciler Cemiyeti İstanbul’da 1946 yılında kurulmuş bir zaman sonra da bu cemiyetin şubesi veya temsilciliği Ankara’da açılmıştır. Daha sonraki yıllarda da Ankara Gazeteciler Cemiyeti kurulmuştur.

 

ANADOLU’NUN İLK GAZETECİLER CEMİYETİ KONYA’DA KURULDU

Anadolu’da ilk kurulan Gazeteciler Cemiyeti Konya’da faaliyete geçmiştir. Konya’da yayınlanan gazetelerde çalışanlar, yazı yazanlar veya İstanbul Gazetelerinin temsilciliklerini yapanlar, 1 Ağustos 1950 tarihinde bir araya gelip Konya Gazeteciler Cemiyeti’ni kurmuşlardır.

Konya Gazeteciler Cemiyetinin ilk başkanı Akif Paşa İlkokulunda öğretmenlik yapan ve yıllarını Konya basın hayatına veren Namık Ayas’tır.

1950 yılında kurulan Konya Gazeteciler Cemiyetinin kurucu üyeleri şöyledir:

1. Suad Abanâzır (Avukat, Bedesten içi. Alâaddin Caddesi, No. 20 T.C. 1338).

2. Namık Ayas (Öğretmen, İleri Gazetesi Sahibi, Meram, Selâm, No: 42 T.C. 1325).

3. Sabit Günbay (Öğretmen, Gazialemşah Mah., No. 25. T.C. 1323).

4. Feyzi Halıcı (Yüksek Kimya Mühendisi, İstanbul Cad. 77. T. C. 1340).

5. Mehmet Önder (Tarihçi, Tarla Mah. Necati Bey Sk. No. 18 T. C. 1926).

6. Fakih Özfakih (Avukat, Bedesten İçinde No: 6. T. C 1339).

7. Ahmet Yavuz (Yenisabah, Zafer, Demokrat İzmir Gazeteleri Konya muhabiri, Larende Caddesi, No. 162 T. C. 1335).

 

1950’DEN BU YANA KONYA GAZETECİLER CEMİYETİ BAŞKANLARI

Kuruluşundan bugüne kadar Konya Gazeteciler Cemiyeti’nde toplam 11 gazeteci başkanlık görevinde bulundu. Gazeteciler Cemiyeti Başkanları şöyle:

Namık Ayas, Mehdi Halıcı, Ziya Tanrıkulu, Adil Gücüyener, Selahattin Alpay, İbrahim Sur, Hanefi Aytekin, Rıdvan Bülbül, Uğur Özteke, Sefa Özdemir ve Adem Alemdar.